include_once("common_lab_header.php");
Excerpt for Harami Ali Bey by , available in its entirety at Smashwords

Ahlak Timsali Şehit Başmüfettiş Oğuzhan Dura’nın Aziz Hatırasına





HARAMİ ALİ BEY















Tek Perdelik Oyun















Prof.Dr.Mahmut Arslan




ÖNSÖZ


Hacettepe Üniversitesi’nde yüksek lisans düzeyinde vermiş olduğum iş etiği derslerinde Etkileşenler romanını bolca kullanmaya devam ederken öğrencilerim için derslerde canlandırılacak kısa senaryolar da yazmaya başladım. Öğrenciler dersin son saatinde ellerindeki metinden bu senaryoları seslendirmeyi çok sevdiler. Amatör tiyatro ile uğraşan öğrencilerim bu senaryoları birleştirip genişleterek bir oyun haline getirmek konusunda beni oldukça cesaretlendirdiler. Böylece Harami Ali Bey isimli tek perdelik tiyatro oyunu ortaya çıktı. Kitapta Etkileşenlerden sonra yer alan bu eser özellikle işletmecilik ve insan kaynakları konularında yüksek lisans yapan öğrenciler tarafından rahatlıkla sahnelenebilecek bir oyun. Sahneleme mümkün olmasa bile ders veren öğretim üyesi rolleri dağıtıp metni okutmak suretiyle sesli canlandırma yaptırabilir. Bir nevi radyo tiyatrosu tarzında olan bu canlandırma hem canlandırmayı yapan öğrenciler hem de dinleyen öğrenciler açısından oldukça eğlenceli bir öğretim yöntemi sunmaktadır.






KİŞİLER


Ali Bey: (40 yaşlarında)

Ayşe Hanım: (30 ların sonunda)

Metin Bey: (30 yaşlarında)

Aylin Hanım: (30 yaşlarında)

Ezgi: (7 yaşlarında)

Dr. Okan Bey: (50 yaşlarında)

Hemşire: (30 yaşlarında)

Sekreter: (20 yaşlarında)

Hakan Bey: (20 yaşlarında)

Yaşlı Mahpus (60 yaşlarında)


Figüranlar

ALFA A.Ş Çalışanları (yaklaşık 7-8 kişi çoğu genç kadın erkek figüran)

Hapishane koğuşu sakinleri (6-7 genç erkek, bir yaşlı adam)









1.SAHNE

(ALFA A.Ş, Satın Alma Şefi Ali Bey’in ofisi, 30 Aralık 2016, Sade döşenmiş bir ofis ancak yeni yıl dolayısıyla ortada süslenmiş plastik bir çam var, tavana renkli balonlar asılmış Tedarikçi BETA firmasının temsilcisi Ayşe Hanım mini etekli ve oldukça çekici bir kıyafetle içeri girer. Otuzlarında gösteren, Ayşe Hanım, kucağında büyükçe bir yılbaşı hediye sepetiyle gülümseyerek Ali Bey’e yaklaşır:)



AYŞE HANIM: Merhaba Ali’cim Noel Baba ay pardon Noel Ana geldiiiiiiiii (Elindeki sepeti Ali Bey’in masasına koyarken eğilerek Ali Bey’in yanağına kibar bir öpücük kondurur) Mutlu yıllar şekerim, nasılsın görüşmeyeli?

ALİ BEY: Sağ ol Ayşe’cim çok düşüncelisin ama hiç gerek yoktu böyle koca sepetlere falan. Yıllardır iş yapıyoruz böyle formalitelere ne gerek var? (Bunları derken parmak ucuyla önündeki sepeti karıştırarak içinde neler olduğunu anlamaya çalışır)

AYŞE HANIM: Amaaaaan Ali, bizim firma bu sepetlerden yüzlerce hazırladı. Sana vermesek nasıl olsa başka birine gönderecekler. Akşama eve götür çoluk çocuk yarın bizi hatırlarsınız eğlenirken.

ALİ BEY: Madem öyle diyorsun tamam, şurada dursun, akşama çocuklar epey sevinecek. Eeeee işler nasıl bu arada?

AYŞE HANIM: Nasıl olsun yaa Ali’cim sizin gibi bir kaç kurumsal müşterimiz olmasa dükkanı kapatacağız bu gidişle.

ALİ BEY: Haklısın ben de sizden mal almaya yukarıyı zor ikna ediyorum. Çünkü rakip firmaların fiyatları devamlı düşüyor. Siz altı aydır bir kuruş indirim yapmadınız. Ucuz ve kalitesiz ithal ürünlere para vermeyelim, iki kuruş kâr edelim derken on iki kuruş zarar ederiz diye yukarıyı ikna ediyorum ama laf aramızda Uzak Doğu’dan gelen ürünlerin kalitesi giderek artıyor. Hatta bazıları sizinkilerden bile iyi. Hoş siz de ana parçaları oradan ithal edip burada montajını yapıp bize satıyorsunuz ya.

AYŞE HANIM: Öyle ama sizi hiç üzdük mü? Eksik, bozuk ne çıkarsa anında geri almıyor muyuz?

ALİ BEY: Zaten satış sonrası hizmetiniz iyi olmasa inan Ayşe’cim bu fiyatlarınızla sizden mal almamız mümkün değildi. Yukarıdan fiyatlara itiraz geldiğinde, isterseniz ucuzundan alayım ama bozuk çıkan olursa elimizde kalır ona göre diyorum.

AYŞE HANIM: Sağol Ali, biliyorsun Uzak Doğu’nun ucuz malları bizi çok zorluyor. Dediğin gibi biz de burada Uzak Doğu’dan parçaları ithal edip montajını yapıyor kendi etiketimizi basıyoruz ama en azından iyi bir kalite kontrolünden geçiyor ürünlerimiz. Neyse iş güç bitmez bu dünyada. Sen neler yapıyorsun? Eşin çocuklar nasıllar?

ALİ BEY: Valla nasıl olsunlar, herkes iyi Allah’a şükür yuvarlanıp gidiyoruz işte. Küçük kızım büyüdü beş yaşına bastı. O’nu da seneye ilkokula göndermemiz lazım ama fiyatlar almış başını gidiyor. İyi bir okula 2500 lira aylık istiyorlar, kötüsüne göndermeye de gönlümüz razı değil. Biliyorsun yıllardır bu ALFA firmasında çalışırım ama elime geçen para ayda 3500 lirayı geçmez. Hanım zaten oğlanın okul taksitlerine çalışıyor. Ben de aylığımın çoğunu kıza verirsem elde kalanla nasıl geçiniriz ki? Allah’tan rahmetli babamdan bir ev kaldı da bir de kira ödemiyoruz.

AYŞE HANIM Haklısın Ali, inan hepimiz aynı sıkıntıları yaşıyoruz. Okul dedin de bak aklıma geldi. Bizim patron özel okul işine girdi ana sınıfları da var. Eğitim işinde sanayiden daha çok para var diyor. Zaten bu sanayiciliğe de babasının dersanecilikten kazandığı parayla girmişler.

ALİ BEY: Eeeeee

AYŞE HANIM Altı ay önce babasıyla birlikte ana okulundan liseye kadar büyük bir eğitim kompleksini açtılar. Açılışı Milli Eğitim Bakanı yaptı. Belki televizyonlardan görmüşsündür.

ALİ BEY: (umursamaz bir tavırla) Hayır, hiç rastlamadım.

AYŞE HANIM: Bina en yeni teknolojileri ile donatılmış ve en iyi öğretmenleri transfer etmişler. Bunlar ilgini çekmiyor mu hiç?

ALİ BEY: Elbette çekiyor ama benimle dalga mı geçiyorsun Ayşe, ben kızımı sıradan okullara bile veremiyorum, sen bana patronun yeni açılan süper lüks okulundan bahsediyorsun. Öyle bir okul 2500 liradan aşağı değildir.

AYŞE HANIM: Haklısın bayağı bir pahalı okul, öyle sıradan insanların çocuklarını gönderebileceği bir yer değil. Ama patron bizim firmada çalışan personele teşvik olsun diye yüzde elli personel indirimi yapıyor. İlerde çocuk başarılı olursa o yüzde elliyi de almayıp bursla okutacak. Çalışan sayımız da otuzu geçmediği için büyük bir mali külfet de oluşturmayacak.

ALİ BEY: İyiymiş,

AYŞE HANIM: Biliyorsun bizim yıllardır çocuğumuz olmuyor ve doktorumun dediğine göre de bundan sonra anne olmam maalesef mümkün değilmiş. Yeğenlerimin hepsi de okul çağını geride bıraktılar. Şimdi diyorum ki şimdi gidip patrona rica edersem benim kontenjanımdan senin kızı yüzde elli indirimle okula yazdırabiliriz. Yarı fiyatına iyi bir okula göndermiş olursun kızını. Ne dersin?

ALİ BEY: (şaşkın gözlerle pür dikkat Ayşe’ye bakmaktadır. Titrek bir ses tonuyla sorar) Emin misin Ayşe, bunu gerçekten yapabilir misin?

AYŞE HANIM: Kesin söz veremiyorum ama dedim ya patronla konuşurum bu konuyu ve ikna edeceğime de eminim. Beni kırmaz.

ALİ BEY: Valla ne desem bilmem ki? Birden ne diyeceğimi şaşırdım. Peki sen ikna etsen bile sence kızımı senin kontenjanından sizin patronun okuluna göndermem doğru olur mu?

AYŞE HANIM: Allah aşkına Ali’cim, bunda doğru olmayan ne olabilir ki? Bu iş sizin firma bizim firma işi değil ki, ben bunu okul arkadaşın Ayşe olarak yapıyorum. Biz sınıf arkadaşı değil miyiz? Sen bu firmada satın alma şefi olmasan da ben yine sana aynı teklifi yapardım. Bu işten zarar gören biri var mı sence? Hem bunun karşılığında senden bir şey istediğim de yok ki? Eski alışverişimize devam edeceğiz. Sen de eskiden gösterdiğin kolaylıkları göstermeye devam edeceksin. Yani senden ek bir yardım ya da iltimas beklediğimiz yok.

ALİ BEY: Doğru diyorsun Ayşe, bu işte firmalarımıza yönelik bir fayda ya da zarar görünmüyor. Tamam sen bir patronunla konuş bakalım, eğer olur derse kızı sizin okula gönderelim. Bu işe annesi de çok sevinecek. Biliyor musun bize en iyi yeni yıl hediyesi bu oldu.

AYŞE HANIM: Lafı mı olur Ali’cim, biz eski arkadaşız. Eminim aynısını sen de bana yapardın.

ALİ BEY: Elbette yapardım Ayşe. Hadi gel çocuklar yeni yıl pastası kesecekler gidip biraz ağzımızı tatlandıralım.

(Hep birlikte yeni yıl partisinin yapıldığı salona geçerler ve bir şeyler içerek sohbet etmeye başlarlar, müzik çalmaktadır.)











2. SAHNE

(Dokuz ay sonra, Eylül 2016, ALFA A.Ş Genel Müdürü Metin Bey’in odası. Ali Bey Metin Bey’in masasının karşısında ezik bir şekilde oturmaktadır.)

METİN BEY: Ali Bey kaç yıldır ALFA’da çalışıyorsunuz?

ALİ BEY: Ekim'de 12 yılım dolacak efendim.

METİN BEY: Güzeeeeeel, o halde tecrübesiz olduğunuzu kimse söyleyemez değil mi?

ALİ BEY: Evet efendim.

METİN BEY: Şimdi Ali Bey bakın dün bana alım için gönderdiğiniz teklif mektupları önümde. Tam 2000 parça mal alacağız. Piyasadaki 4 firmanın teklifi şöyle:

BETA 45 lira

ÖZKAVAKLAR 32 lira

NUSRET 30 lira

NİŞANCILAR 22 lira

Düşük teklif veren Nişancıları geçelim. Piyasada pek iyi bir ünleri yok zaten. Üretim müdürlüğünden gelen teknik numune raporları 32 lira teklif veren ÖZKAVAKLAR’ın ürünü ile beş yıldır alım yaptığımız BETA’nın ürünü arasında kayda değer bir kalite farkının olmadığını gösteriyor. Ama siz raporunuzda satış sonrası hizmet kalitesi ve yıllardır sağlanmış olan güven ilişkisini öne sürerek ısrarla BETA’dan alımın sürdürülmesini istemişsiniz. KDV siz fiyatlar üzerinden bile 26.000 lira fark çıkıyor iki teklif arasında. Bu sizce kabul edilebilir bir fark mı?

ALİ BEY: Haklısınız efendim, ben de firma ile yazışmalarımda fiyatı aşağı çekmeleri konusunda çok ısrarcı oldum bu konuda yaptığım yazışmaları size hemen gösterebilirim.

METİN BEY: Ali Bey bu firmada 12 yıldır çalışan biri olarak ekmek yediğiniz kapının çıkarlarını korumak için elinizden geleni yaptığınızdan hiç şüphem yok, ancak bizim için sonuç önemli. BETA ile son kez konuşun fiyatlarını parça başı 35 liraya çekmezlerse alımları ÖZKAVAKLAR’a kaydıracağız.

ALİ BEY Ama efendim,

METİN BEY: Aması falan yok Ali Bey. Yarın saat 12.00’ye kadar bu alım dediğim şartlarla yapılacak. Teşekkür ederim.

ALİ BEY: Emredersiniz efendim.




3.SAHNE

(Ali Bey, suratı asık, omuzlar düşmüş bir halde genel müdürün makamından çıkar ve odasına gider. Kravatını gevşetir ve cep telefonundan Ayşe’yi arar.)

ALİ BEY: Merhaba Ayşe’cim nasılsın?

AYŞE HANIM: İyiyim Ali sen nasılsın?

ALİ BEY: Sağ ol n’olsun işte. Biraz önce Genel Müdürün yanına çıktım, sizin 45 liralık teklif için neredeyse dayak yiyecektim. Üretimdekiler bu sefer pek parlak bir numune raporu yazmamışlar. ÖZKAVAKLAR eskiye göre kaliteyi epey artırmış. Genel Müdür 35 liraya kadar inmezseniz alımı ÖZKAVAKLAR’a kaydıracak.

AYŞE HANIM: Ali biliyorsun o fiyata inmemiz mümkün değil. Biz zaten 35 liraya mal ediyoruz. ÖZKAVAKLAR kesinlikle maliyetine satış yaparak pazara girmeye çalışıyor. Bizimkiler eğitim işine çok büyük yatırım yaptılar. Kızının ne kadar kaliteli bir eğitim aldığını kendin söylüyorsun. Ben yukarısıyla bir konuşayım ama 40 liradan aşağı çekmeyeceklerine eminim.

ALİ BEY: Eeeeee,

AYŞE HANIM: Bence sen bir daha Genel Müdürünle konuş ve O’nu 40 liraya razı et. Biliyorsun eğer zarar edersek eğitim burslarını da devam ettiremeyiz. Şimdi bir toplantıya katılacağım sonra tekrar konuşuruz.

(Ali Bey telefonu kapadıktan sonra başını çaresizce ellerinin arasına alarak çaresizce düşünmeye başlar)













4. SAHNE

(Ali Bey ve karısı evlerinin mutfağındalar. Basit plastik bir mutfak masasının etrafında karşılıklı oturuyorlar. Ali Bey'in karısı Aylin Hanım kocasıyla konuşurken bir patates soyuyor. Ali Bey elinde bir gazeteyi evirip çeviriyor. Mutfaktaki radyoda Kürdili hicazkâr fasıl çalmaktadır)

ALİ BEY: Canım yaa biliyorum kızımız okulunu ve arkadaşlarını çok seviyor, öğretmeni de ondan çok memnun ama dün patron çok sert konuştu. Gelecek ay alımları BETA'dan Özkavaklar'a kaydıracaklar. Ezgi'nin bursu da böylece kesilecek. Ayşe bu konuda hiç ümit vermedi. Çocuğu kolejden alıp mahalledeki devlet okuluna vermek dışında yapacak bir şeyimiz yok. Hem ben araştırdım, buradaki devlet okulunda çok tecrübeli öğretmenler varmış.

AYLİN HANIM: Off yaa Ali offf ki offf ben sana bunların olacağını sene başında söylediğimde ne kötümserliğim kaldı ne mızıkçılığım. Benim bu Ayşe'yi zaten gördüğüm günden beri hiç gözüm tutmamıştı. Karının gözler fıldır fıldır, hani şu kafasının içinde kırk tilki dolaşan tiplerden. Sana dedim ben bu kadının ipiyle kuyuya inme diye. Ama yok eski arkadaşınmış, yok küçükten tanıyormuşsun, yok aileleriniz bile tanışıyormuş. E bari oldu olacak benim yerime O'nunla evlenseydin ya. Benden önce tanışıyormuşsunuz hem.

ALİ BEY: Eeee,

AYLİN HANIM: Hatun karşında öyle bir oturuyor ki maşallah göstermediği bir şeyi kalmıyor. Ya insan bir kadının karşısında bile o şekilde oturmaz. Bilmiyorum tanışıklığınız nereye kadar varıyorsa.

ALİ BEY: Aylin lütfen yaa işi bir de kıskançlık boyutuna getirme. Ayşe'yle aramızda bir şeyler olsaydı geçmişte olurdu ama defalarca söyledim sana biz hiç sevgili falan olmadık onunla. Zaten o bize bakmaz kendisinden beş on yaş büyük oğlanlarla çıkardı.

AYLİN HANIM: Hah işte itiraf ettin. Yani sen istemediğinden değil de o vakitle o sana yüz vermediği için beraber olamadınız. Yoksa için gidiyordu ama elde edemeyince bana razı oldun.

ALİ BEY: Aylin vallahi bravo diyorum başka bir şey demiyorum. Ben liseyi bitirdikten on yıl sonra seninle tanıştım. O süre içinde de Ayşe ile görüşmedik. Hem o benden üç yıl sonra evlenmiş. Karşılaştığımızda evli olduğunu öğrenmiştim. Söylediğin gibi onun peşinde olsam bu süre içinde en azından onu elde etmeye çalışırdım. Yani kurduğun mantık mantık değil. Üstelik sana aşık olup peşinden o kadar koşturmama karşısında şu sözlerinle beni çok rencide ediyorsun. Bu kıskançlık krizlerini hiç mi hiç hak etmiyorum.

AYLİN HANIM: Tamam şimdi suçunu kapatıp üste çıkmayı bırakıp söyle bakayım Ezgi'ye bu kepazeliği nasıl açıklamayı nasıl düşünüyorsun? Yüreğim yanıyor canım ciğerim kızıma. Suçsuz günahsız sabi ne biçim üzülecek şimdi. Madem tüm uyarılarıma karşı bu haltı yedin durumu kızına açıklamak da sana düşer. Haa istersen Ayşe'yi de çağır sevgili "dostun" kızımızı patronunun okulundan nasıl attırdığını anlatsın ya da birlikte kızımıza bir masal uydurursunuz.

ALİ BEY Off Aylin!

AYLİN HANIM: Bak bundan sonra kızımın eğitimi ve geleceği ile ilgili bütün kararları ben veriyorum. Sen istersen bu işten sonra babayım diye ortalarda dolanma. Tek çocuğunu doğru dürüst bir okula göndermeyi beceremedin.

ALİ BEY (Suskun önüne bakar ve ezik bir ses tonuyla), Haklısın beceremedim ama kızım için en iyisini istemekten başka kötü bir niyetim yoktu. Olmazsa bir miktar eğitim kredisi falan çekeyim.

AYLİN HANIM:(Küçümseyici bakışlarla bir süre kocasına baktıktan sonra), Gerek yok, ben durumu babana açtım. Geçmişte olanlardan ötürü seni hiç affetmese de Ezgi'nin dönem içinde okulundan alınmasına gönlü razı olmadı ve dönem sonuna kadar iki aylık okul taksitini gönderdi bana. İkinci dönemden sonrasını da sen düşün artık.

ALİ BEY: Aylin bu işe babanı karıştırmamalıydın.

AYLİN HANIM: Sen Ayşe'yi karıştırdın ne oldu? İş bu hale geldi. Şimdi kalkmış babanı karıştırma diyorsun.

ALİ BEY: Tamam anlaşıldı, bana biraz müsaade et, söz veriyorum bir çare bulacağım. Birazdan maç başlayacak sen uyu istersen.

(Aylin Hanım sahneyi terk eder. Perde.)



5. SAHNE

(Ayşe ve Ali bir kafede konuşuyorlar. Etraflarında bir kaç masada oturanlar var. Genç bir kadın garson servis yapıyor. Ayşe meraklı bir şekilde Ali'ye bakarak)

AYŞE HANIM: Eeeee neymiş senin şu telefonda söyleyemediğin gizli çözümün?

ALİ BEY: (Etrafta onları dinleyen var mı yok mu diye bakınır ve sonra konuşmaya başlar) Bizimkiler sizin fiyatı yüksek bulup alımı Özkavaklara kaydırdılar ya,

AYŞE HANIM: Evet, sen de buna engel olamadın bir türlü.

ALİ BEY: Dur şimdi, evet engel olamadım ama daha yapacaklarımız bitmedi. Bırakalım ürünü Özkavaklar'dan alsınlar. Ammaaaa bir süre sonra arızalar ve şikayetler birbiri ardı sıra gelince Özkavaklar'dan alım yaptıklarına bin pişman olacaklar.

AYŞE HANIM: Allah Allah onların ürünlerinin bu kadar arıza çıkaracağından nasıl bu kadar emin olabiliyorsun ki? Hem adamlar kaliteyi artırmış diyorsun, hem de kalkmış arızalardan bahsediyorsun.

ALİ BEY: (Bilmiş bilmiş sırıtarak) Doğru kalitelerini bayağı bir artırdılar ama piyasada 32 liralık parçayı 20 liraya satanlar da var. Çin'den gelen taklit parçalardan bahsediyorum ben.

AYŞE HANIM: Eeeee bak seeeen (Ayşe Hanım'ın yüzünde kurnaz bir gülümseme oluşur)

ALİ BEY: Bu parçalar çalışmasına çalışıyor ama çok kısa ömürlüler ve çok sık arıza yapıyorlar.

AYŞE HANIM: Ali yaa ben hâlâ bir şey anlamadım. Bir kurnazlık çeviriyorsun ama gizemli konuşmayı bırak da şunu açık açık anlat. Zaten bugün aklım hiç başımda değil. Şimdi bu kalitesiz Çin mallarının Özkavaklar ile ne ilgisi var anlamadım. Adamlar Çin'de fason üretim falan mı yaptırıyorlar. Bildiğim kadarıyla onların fabrikası Bursa'da.

ALİ BEY: Orası öyle bu Çin malı ucuz taklit parçalardan bazılarının üzerinde Özkavaklar yazamaz mı? (sinsi sinsi sırıtarak) Canım bu Çinliler de her şeyi taklit ediyorlar. Bizim ne suçumuz var. (Ayşe'nin yüzüne bakıp anlamasını umarak kahvesini yudumlar ve devam eder) Özkavakların parçasından da bir kaç bin tane taklit etmiş olabilirler. Bu taklitler de Özkavakların bizim depolardaki orijinal ürünlerinin arasına karışabilir.

AYŞE HANIM: (Gözlerini hayret ve hayranlıkla açarak) Bunu gerçekten becerebilir misin?

ALİ BEY: Benim için çocuk oyuncağı kadar basit bir iş bu. Çin'de yaşayan bazı akrabalarım var. Parayı bastırınca istediğim fason üretimi yaptırabilirim. Bu bana beş altı bin liraya patlar ama kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez. Kızımın geleceği için bu yatırımı yapmaya değer bence. Orijinal parçaların arasına taklitleri karıştırmak da hiç zor değil.

AYŞE HANIM: Eeee, sonra

ALİ BEY: Satın Alma Şefi olarak istediğim zaman depolara girip stok kontrolü yapma yetkisine sahibim. Zaten her ay bunu düzenli olarak yapmak görevimin bir parçası. Dört santimetrekarelik bu ufak parçanın binlercesini bir saat içerisinde değiş tokuş edebilirim. Kimsenin ruhu duymaz. Kameraların kör noktalarını bile gayet iyi biliyorum.

AYŞE HANIM: Vaaayy beee, sen az değilmişsin. Neler neler varmış sende? Bak böyle akıllıca işler yapabilen biri gibi göstermiyorsun hiç. Okulda kopya çekmeyi bile beceremezdin sen. Vallahi iyi gelişme var sende. Tabi taklit parçalarda sorun çıkınca, seni fırçalayan genel müdürün tekrar seni çağırıp belki de senden özür dileyecek ve alımları tekrar bize kaydırmanı söyleyecek değil mi?

ALİ BEY: Aynen öyle Ayşecim. Genel Müdürün böyle yapacağına adım gibi eminim, çünkü başka bir çıkar yolu yok. Hem bu sefer bir daha başka firmalara dönüp bakacak halleri kalmayacak. Bütün bağlantılarım tamam. Bir ay içinde bu operasyon tamamlanacak. Şimdi senden ricam ben bu işlerle uğraşırken kızımın bursunu dönem sonuna kadar sürdürmeniz. Operasyon başarılı olmazsa ikinci döneme kızıma başka bir okul bulurum.

ALİ BEY: Tamam orasını halledebilirim merak etme. Bu gidişle kızın lise sona kadar okur bizim okulda. Sen böyle nihai bir çözüm bulduktan sonra burs işi gayet kolay. Ben bizimkilere olayı açık etmeden bir ay sonra alımlar bize dönecek diye ikna ederim.

AYŞE HANIM: O zaman tamam sorun yok bu iş halledildi sayılır.

6. SAHNE

(Ali Bey ve eşi Aylin Hanım mutfaklarında yemek yiyorlar. Fonda bir fasıl çalıyor. Kızları da yanlarındadır. Ali Bey kendinden emin ve güvenli bir şekilde karısına bakarak yemek yemekte olan kızının başını okşar ve karısına dönerek)

ALİ BEY: Aşkım Ezgi'mizin okul işi tamam. Babandan aldığın parayı geri gönderebilirsin. (Kızına dönerek) Kızım okulunu seviyorsun değil mi?

EZGİ: Evet, babacım hem de çoook

ALİ BEY: Hani geçen hafta annen seni belki başka bir okula gönderebileceğimizi söylemişti de çok üzülmüş ağlamıştın ya. Hiç merak etme öyle bir şey olmayacak canım kızım benim. Arkadaşlarından da öğretmenlerinden de ayrılmayacaksın.

EZGİ: (Küçük kız babasına sevinçle bakıp) Canım babam benim

ALİ BEY: (Ali Bey şaşkınlıkla bakan karısına dönüp) Sana bu işi çok yakında halledeceğimi söylemiştim de inanmamış bir sürü gürültü çıkarmıştın değil mi?

AYLİN HANIM Nasıl hallettin bunu, umarım o Ayşe ile yeni bir numara çevirmiyorsundur.

ALİ BEY: Piyasa işleri bunlar, Ayşeyle Fatmayla bir ilgisi yok. Tecrübemi ve iş ilişkilerimi kullanarak firmaları gelecek alımları için yeni stratejiler benimsemeleri için ikna ettim diyebilirim.

AYLİN HANIM (Kocasına sevgiyle bakıp masadaki elini tutup sıkar ve) Babamız bizim için en iyisini bilir. Tatlı ister misin canım. Sen seversin diye kabak tatlısı yapmıştım bugün.

ALİ BEY: Kabak tatlısına hiçbir zaman hayır demem hele de senin o güzel ellerinle yapılmışsa

AYLİN HANIM Sanırım bu işte üzerine çok geldim ve çok canını sıktım ama biliyorsun analık duygusu her şeyden baskın geliyor.

ALİ BEY: Biliyorum canım sen dünyanın en iyi en sorumlu annesisin. Hangi kadın olsa aynını yapardı. Ama şu kıskançlık krizine girmene hiç gerek yoktu.

AYLİN HANIM:Ne yapayım, demek ki kocamı çok seviyorum ki kıskanıyorum, ama sen kabak tatlısını benden daha çok seviyorsun galiba.

  • ALİ BEY: (Karısının yanağından bir makas alarak) Ahhh Aylin sen hiç değişmeyeceksin galiba. Kızım şuradan udumu ver de annenin gönlünü yapalım

  • (Küçük kız udu babasına verir ve Ali Bey İbrahim Uygun'un Hicaz bestesini udla çalıp söylemeye başlar, karısı da yavaştan eşik eder

Seni sevda çiçeğim tac-ı serim
Bilemezsin ne kadar çok severim
Bunu her gün sorar tazelerim
Söyle kalbinde var mı yerim.)

Şarkı bitiminde perde kapanır



7. SAHNE

(Ali Bey ve Ayşe Hanım Geçen hafta oturmuş oldukları kafedeler. Ayşe Hanım'ın morali bozuk ve yüzü de asıktır. Ali Bey söze girer:)

ALİ BEY: Ne bu surat yaaa Karadeniz'de gemilerin mi battı ?

(Ayşe Hanım Ali Bey'e bakar fakat konuşmaz)

ALİ BEY: Ayşe bak biliyorsun sorunu çözdük artık ve elimden geleni yaptım. Artık bundan daha fazlasını yapmam mümkün değil.

AYŞE HANIM: Alicim üzülmene gerek yok, seninle konuşmak istememin nedeni işle ilgili değil. Bu aralar başımı büyük bir derde soktum. Nasıl başa çıkacağımı ve ne yapacağımı da bilmiyorum. Aslında durumu sana anlatıp anlatmamakta tereddüt ediyordum ama son zamanlardaki akıllıca planlarını görünce bu sorunu da senden başkası çözemez diye düşündüm.

ALİ BEY: Allah Allah çok merak ettim ne iş karıştırdın ya sen? Zimmete para falan mı geçirdin yoksa? Bak borç falan isteyeceksen ben zaten borçtan boğuluyorum önceden söyleyeyim.

AYŞE HANIM: Amma paragözsün yaa korkma senden para pul istediğim falan yok. Olay hiç tahmin ettiğin gibi değil. Hani senin kızın burs işini ayarlarken benim çocuğum olmuyor demiştim ya,

ALİ BEY: Aaaa evet hatırlıyorum.

AYŞE HANIM: Şeyyy aslında çocuğum olabiliyormuş, bir kaç gün önce 2 haftalık hamile olduğumu öğrendim.

ALİ BEY: Eeee ne güzel işte, tebrik ederim vallahi çok sevindim anne olacağına. Sonunda anne olabileceksin?

AYŞE HANIM: Orasını bilemiyorum.

ALİ BEY: Nasıl bilemiyorsun, hamileliğinde bir sorun mu var?

AYŞE HANIM Yani doğurup doğurmayacağımı bilmiyorum.

ALİ BEY: Ayşe sen manyak mısın kızım, yıllardır tedavi falan görüyordun. Çocuğum olmuyor diyordun. Şimdi kalkmış acaba doğurmasam mı diyorsun. Sen iyi misin kızım?

AYŞE HANIM: A benim safoş arkadaşım hâlâ anlamadın mı? Hamileyim ama bebek kocamdan değil. Hamile kalamayışım benden çok kocamdan kaynaklanan bir sorundu zaten.

ALİ BEY: (Şaşkınlıktan elindeki fincanı düşürür) Neeeeee? Kulaklarıma inanamıyorum. Yani sen kocanı şey mi ettin? Aman Allahım yaa, ne diyeceğimi bilemiyorum. Bunca yıllık evlisiniz. Hoş bunları söylemek bana düşmez ya.

AYŞE HANIM: Şaşırmakta haklısın Ali. Ama şunu hiç unutma ki, evlilik içinde gururuyla oynanan her kadının kocasını boynuzlama ihtimali vardır ve bu ihtimal bazı durumlarda bayağı bir yüksektir. Uygun ortam ve şartlar belirince kadına da intikam alma fırsatı çıkmış demektir.

ALİ BEY: Allah Allah?

AYŞE HANIM: Ben bu işi ne çapkınlığımdan ne de azgınlığımdan yaptım. İntikam amacıyla genç bir erkeğin arzularını tatmin etmesine göz yumdum diyelim. Ama hamile kalacağımı hiç aklıma getirmemiştim.

ALİ BEY: Yaaa şimdi söyleteceksin insanı, madem bi halt ediyorsun bari önlemini falan alıp dikkatli olsana.

AYŞE HANIM: Amaaaan Ali ya, bir de sen suçlayıp durma insanı. Sanki ben sabah evden çıkarken biriyle sevişeceğimi biliyordum da hazırlık yapacaktım. Öyle birden bire gelişen bir olay. Zannettiğin gibi dostum sevgilim falan yok benim.

ALİ BEY: Tamam, tamam kızma ben öyle demek istemedim. Anlaşılan kocana kızdın ve şeytana uydun. İyi de ben hâlâ senin bu kararsızlığını anlamış değilim. Kocandan olmayan bir çocuğu nasıl doğurabilirsin ki? Bence senin bu çocuğu doğurma imkân ve ihtimalin olamaz.

AYŞE HANIM: Neden olamazmış, ben anne olmayı çok istiyorum ve bu belki de benim hayattaki son şansım.

ALİ BEY: Anne olmak tabi ki hakkın ama biliyorsun bu şekilde değil. Sen hangi zamanda yaşıyorsun Allahaşkına. DNA testi denen bir şey var artık bu alemde. Kocan kendisine benzemeyen bir çocukla karşılaşıp şüphelense bir testle seni de çocuğu da kapıya koyar. Üstelik senden bir de tazminat ister.

AYŞE HANIM: Bravooooo, içimi çok rahatlattın. Offff haklısın mantıklı düşünemiyorum. Duygularım mantığım birbirine girmiş durumda. Bir yandan anne olmayı çok istiyorum. Bir yandan da böyle saçma bir durumun içinde olmayı istemiyorum elbette.

ALİ BEY: Tamam, öncelikle sakinleş biraz. Bak sakinleşince mantıklı konuşmaya başlıyorsun. Önce şu konuyu biraz netleştirelim. Bak anne olmayı çok istiyorsan bence bu da mümkün. Madem kocana çok kızıp böyle bir şey yaptın. O zaman kocanı boşa ve karnındaki bebeğin babası olan beyefendi ile evlenip yeni bir hayat kur kendine.

AYŞE HANIM: Kolaydı sanki. Bir kere o beyefendinin benim hamile kaldığımdan haberi bile yok ve olmaması da gerekiyor. Çünkü bu genç adam bizim patronun oğlu ve nişanlısıyla da evlenmek üzereler.

ALİ BEY: O ne demek ya, neden haberi olmayacakmış, iş yerindeki bir hanımı ayartıp hamile bırakacak sonra beyefendi bir şey olmamış gibi hayatına devam edip düğün dernek hazırlıkları yapacak. Ne güzel iş valla. Bu adam ya o bebeği aldırman için sana yardım edecek ya da kocandan boşanıp tek başına çocuğunu doğuracaksın ve de bu beyefendiye babalık davası açıp yüklü bir nafaka alacaksın.

AYŞE HANIM: Ali sen benim kocamı tanısaydın böyle şeyleri asla düşünemezdin. Dışarıya mutlu bir evli kadın numarası yapıyorum ama adam psikopatın teki. Eğer böyle bir şeyi öğrenecek olursa beni kesinlikle yaşatmaz. Yani boşanma ihtimalini falan hiç dikkate alamam. Yok öyle bir ihtimal.

ALİ BEY: Eeee bu durumda pek bir şansın yok. Yapacağın iş belli. Adama gideceksin ve durumu anlatacaksın, O da sana bir kürtaj ayarlayacak.

AYŞE HANIM: Ben O'nu çocukluğundan beri tanırım. Sorumsuzun tekidir. Durumu anlatacak olsam al sana şu kadar para git bu durumdan bir an önce kurtul ve bir daha da karşıma çıkma der. Evleneceği kız kendileri gibi zengin bir ailenin kızı.

ALİ BEY: yaaa !

AYŞE HANIM: Şimdi kendisine şantaj falan yapacağımı zannederse hayatımı cehenneme çevirebilir. Bunlar çok güçlü insanlar. O zaman kocam da bir şekilde öğrenir ve bu da benim sonum olur. Bak bu işin para pul kısmını hallederim ama benim yanımda durup doktora götürecek, destek olacak birine ihtiyacım var. Bunu tek başına yapacak gücüm yok. Kadın arkadaşlarımdan hiçbirine güvenemem. Mutlaka orada burada konuşurlar ve olay kocamın kulağına gider. Bu konuda sadece sana güvenebilirim. Lütfen Ali, bu durumdan kurtulamama yardım et.




8.SAHNE

(Jinekolog Doktor Okan Bey'in kliniğinde bekleme odası. Odada bekleyen üç çiftten birisi de Ali ve Ayşe'dir. Ayşe Ali'ye doğru dönüp yavaş bir sesle)

AYŞE HANIM: Bu doktorun ağzı sıkıdır değil mi? Bir de umarım beni çok sıkıntıya sokmaz bu operasyon. Kocamın iş gezisi için birkaç gün şehir dışında olması iyi bir tesadüf oldu.

ALİ BEY: Merak etme, dedim ya Okan Abi uzaktan akrabam olur. Geçen hafta durumu ayrıntısıyla anlattım O'na. Adam böyle yüzlerce vakayla karşılaşmış, hem mesleğinde de çok iyidir. Ayrıca çok düzgün bir insandır. Eminim bir gün sonra hiçbir şeyin kalmayacak. Hamileliğinin ilk haftalarında olduğundan bir sorun çıkmaz dedi.

SEKRETER: (Salonda bulunan sekreter kız Ali Bey' e dönerek) Okan Bey sizi bekliyor, buyurun.

DR.OKAN: (Yeşil operasyon kıyafetleri içindeki Dr. Okan Ali'yi güler yüzle karşılayıp elini sıkar) Ali'cim merhaba nasılsın?

ALİ BEY: İyiyim Okan Abi sağol, her şey yolunda gidecek mi dersin?

DR.OKAN: Sen hiç merak etme, arkadaşın Ayşe Hanım için elimizden geleni yapacağız. (Dr. Okan bunları söyledikten sonra hemşiresine döner:) Dilek Hanım, hastamızı hazırlayın lütfen.

(Odaya giren hemşire Ali Bey'e dikkatli dikkatli bakarak Ayşe Hanım'ı kolundan tutup sahne dışına çıkartır.)











9. SAHNE

(Dr. Okan'ın kliniği, hastalar gitmiş ve klinik kapanmak üzeredir. Hemşire Dilek Hanım, sekretere çıkmasını kliniği kendisinin kapatacağını söyler.)

HEMŞİRE: Canım sen çıkabilirsin, ben muayene odasını yarına hazırladıktan sonra kliniği kapatırım.

SEKRETER: Tamam Dilek Abla, o zaman sana iyi akşamlar, yarına görüşürüz.

HEMŞİRE: Sana da iyi akşamlar.

(Sekreter gittikten sonra Dilek Hemşire derin bir offff çekerek kanepeye oturup cep telefonundan bir numarayı arar)

HEMŞİRE: Dur bakalım neredeydi şu haaa işte buldum, aloooo Aylin Abla ben Dilek hatırladın mı? Hatırlamazsın tabi uzun zaman oldu. Ben Arife Halanın kızı Dilek.

AYLİN HANIM: Köydeki Arife Hala mı?

HEMŞİRE: Tamam tamam doğru diyorsun köydeki Arife Halanız. Allah'a şükür iyi, evet hâlâ köyde oturuyor, halinden memnun şimdilik. Ara sıra bize geliyor çocuğa bakmak için.

AYLİN HANIM: Çocuk büyüdü mü epey?

HEMŞİRE: Evet ablacım büyüdü 5 yaşına bastı. Kayın valide ile dönüşümlü geliyorlar. Yaaa işte ablacım seni aramamın nedeni nasıl söylesem ki? (Birkaç saniye susar) Aslında ben bu tür şeylere hiç karışmam ama arada akrabalık var. İşimden olsam bile sana söylemeye karar verdim.

AYLİN HANIM: Neymiş o, söyle çekinme bakayım.

HEMŞİRE Dün Ali Enişte bizim kliniğe geldi. Önce tam çıkarmadım ama bir yerden gözüm ısırıyor dedim. Sonra senin facebook sayfandan hatırladım. Ama o beni tanımadı. Yaa ablacım Ali Eniştem maalesef Ayşe isimli bir kadına sabah burada kürtaj yaptırdı. Evet tabi ki belgeleri kayıtları burada. Sadece yakın arkadaşı yazmış. Baba adayı sütununu boş bırakmışlar. Durum bu ablacım. Seni üzmek istemezdim ama ileride daha fazla üzülürsün diye söylemek istedim.

AYLİN HANIM: Tamam anladım, teşekkür ederim, annene selam söyle.

HEMŞİRE Rica ederim ablacım. Tabi tabi anneme söylerim. Sen de hoşça kal. (Dilek Hemşire telefonu kapadıktan sonra kendi kendine) Allah'ın belası herif sanki arkadaşın olduğuna inandık. Buraya çocuk aldırmaya gelen zamparaların en bayat numarası. Artık evde karınla kozlarını paylaşırsın.







10. SAHNE

(Ali Bey evdeki mutfaklarında eşi Aylin Hanım'la tartışmaktadır. Aylin Hanım sinirli bir şekilde Ali Bey'in üzerine bağırıyor)

AYLİN HANIM: Hayır, hiçbir şey dinlemek istemiyorum. Bu gece üstünü başını toplayıp sabaha bu evi ebediyen terk ediyorsun. Şüphelerimde hiç de haksız değilmişim demek ki. Boşuna kadınların altıncı hissi kuvvetli olur dememişler. Demek arkamdan böyle dolaplar döndürüyormuşsunuz. Şıllık bir de hamile kalıyor. Allah bilir kızının rızkından keserek o lüks klinikte elin şırfıntısına kürtaj yaptırmak için kaç para döktün. Kızımla benim hakkım ikinize de zehir zıkkım olsun inşallah.

(Ali Bey cevap verecek gibi olur)

AYLİN HANIM: Bak sakın bir kelime daha söyleyip yaptığın pisliği inkar etmeye kalkma vallahi katil olurum şuracıkta. Çocuğum babasız kalmayacak olsa seni şuracıkta paramparça etmek vardı ya.

ALİ BEY: Bitti mi?

AYLİN HANIM: Sabaha kadar pılını pırtını topla ve bu evden defol.

ALİ BEY: Peki, peki gideceğim, merak etme yüzümü görmeyeceksin bir daha. Ama çok büyük bir hata yapıyorsun. Biliyorum bu durumda hangi kadın olsa senin verdiğin tepkiyi verir. Şunu söylememe izin ver. Ayşe kesinlikle benden hamile kalmadı. Başka biriyle bir hata işleyip şeytana uymuş. Benden doktor bulmamı rica etti, hepsi bu.

AYLİN HANIM: Tabi tabi, bu kadar basit yani. Ben de inandım ve seni affettim öyle mi? Bu uydurduğun hikaye ile hemen işin içinden sıyrılıverdin. Sevgilini de akraban olan doktora götürüyorsun. Bozacının şahidi şıracı. O da alınan çocuk senden değildi diye raporu dayayacak. Eee tabi ki alınan bebeğe DNA testi de yapılamayacağından doktor hazretleri ne derse o yazacak belgelerde. Olayı gayet akıllıca planlamışsınız.

(Ali Bey bıkkın bir ifade ile karısının yüzüne bakmaktadır.)

AYLİN HANIM: Bak Ali Bey, Allah'ın parmağı yok ki gözüne soksun. O doktor senin akrabansa hemşiresi de benim akrabam çıktı ve kız olayı bana tüm ayrıntısı ile anlattı. Bak emin ol sadece sen perişan olmayacaksın bu işin sonunda. Ne yapıp edip o şıllığın kocasını bulup Dilek'in bana gönderdiği kürtaj belgelerini göstereceğim. Bu şerefsiz kadın ve onun adi şerefsiz sevgilisi tarafından nasıl boynuzlandığını bir görsün bakalım.

ALİ BEY: Aylin bak şu anda çok sinirlisin ne istiyorsan söyle. Ben de sabahı beklemeden bir kaç parça giysi alıp otele gideceğim. Sabah Ezgi'yi okula sen götür. Bizi bu halde görmesin yavrucak. Onu teneffüste görüp öpüp koklarım. Bir daha ne zaman görürüm bilinmez. Ama rica ediyorum sakinleş biraz. Herkesin hayatını yakma ya da yakmadan önce biraz düşünüp taşın. Ayşe'nin kocası manyak psikopatın tekiymiş. Kadını da beni de yaşatmaz.

AYLİN HANIM: Çok umurumdaydı sanki o kahpenin yaşaması ya da yaşamaması. Bence gayet isabet olur kocası böyle bir erkeklik yaparsa. İkinizin de bu dünyada tek bir nefes almaya hakkınız yok bence. Sıkıyı görünce nasıl da sevgilinin hayatını kurtarmak için çabalıyorsun. Kocasının psikopatlığını falan kadınla aşna fişna yaparken düşünecektin. Allah belanı versin Ali hem de bin belanı.

(Aylin Hanım kendisini daha fazla tutamaz ve masanın üzerine yığılıp hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlar)











11. SAHNE

(Ertesi sabah patronun oğlu Hakan Bey'in ofisi. Ali Bey Hakan'la konuşuyor. Genç adam masasında çaresizce Ali Bey'i dinliyor)

ALİBEY: Bak Hakan'cım, durum aynen böyle. Şu saatlerde Ayşe Hanım'ın kocası belki Ayşe'yi öldürmüş, seni de öteki tarafa postalamak için tabancası belinde buraya geliyordur. Hatta kalaşnikofla bile gelebilir böyleleri. Ne zamanın var ne de kaçış kurtuluşun.

HAKAN: Yani ?

ALİ BEY: Ben adamın telefonunu buldum ve karısıyla ilişkim olmadığını, olayın baş kahramanının sen olduğunu yazdım bile. Çünkü karım zaten her şeyi anlatmış ve suçu benim üstüme yıkmış. Umarım Ayşe kaçacak fırsat bulmuştur. Çünkü O'na da mesaj atıp "karım her şeyi öğrendi kaç canını kurtar ve eğer sağ kalırsan benim bu işle ilgim olmadığımı da kocana söyle" dedim.

HAKAN: Eeeee?

ALİ BEY: Şimdi bu işi parayla halledebilirsin. Bildiğim kadarıyla adamın yüklü kumar borcu ve bazı uygunsuz ilişkileri varmış. Ayşe'nin O'nu seninle aldatmasının altında bu mesele var. Yoksa sana çok hayranlık duyduğundan değil. Adamı arayıp bir gençlik hatası yaptığını ve anlaşabileceğinizi söyle.

HAKAN: Buna evet der mi ki?

ALİ BEY: Emin ol sakinleşip teklifini kabul edecektir. Tabi senin hatan yüzünden benim evim ocağım da yıkıldığından birkaç milyon dolar da bana tazminat vermen icap eder. Ayrıca buradaki maaşımı ikiye katlaman ve beni Satına Alma Müdürü olarak da atamalısın. Haa bu arada bak ne sana şantaj yapıyorum ne de zorluyorum. Bu sadece bir teklif. Eğer kabul etmezsen seni Ayşe'nin kocası ile baş başa bırakıp ben de Kıbrıs'a kaçıp canımı kurtaracağım.

HAKAN: Pekii peki senin dediğin gibi olsun, neymiş bakalım bu herifin telefonu?



12. SAHNE

(6 ay sonra bir hapishane koğuşu, fonda Ferdi Tayfur'un "mapushane önünde yandım aney" parçası çalıyor ve mahkumlar tavla oynuyorlar. Bir yaşlı mahpus Ali Bey'le konuşmaktadır:)

YAŞLI MAHPUS: Karın mıydı görüşe gelen evlat?

ALİ BEY: Yok be Hasan Amca nerdee, karım buraya düştüğümden beri altı aydır yüzüme gözüme çıkmıyor. O değil de kızı da getirmiyor, burnumda tütüyor bebeğim, mahvoluyorum. Gelen avukatımdı.

YAŞLI MAHPUS: Ne diyor?

ALİ BEY: Ay sonunda duruşma olurmuş. "Takım elbise giy, kravat tak, iyi halden indirim almamız lazım" dedi. Savcı iddianamesini Ayşe'nin kocasını benim öldürdüğüm üzerine kurmuş. Adamı Hakan Bey'in öldürttüğü gün gibi ortada ama Ayşe ile Hakan'ın ilişkisini ispatlayamıyoruz.

YAŞLI MAHPUS: Niye ki?

ALİ BEY: Telefon görüşmeleri bile yok ortada. Ama Ayşe'nin telefonu benim görüşme ve mesajlarımla dolu. Üstelik de klinikteki belgelerde kürtajı yaptıran ben olarak görünüyorum. Doktor akrabam olduğundan şahitliğine itiraz etti Savcı.

YAŞLI MAHPUS: Eeee şu Ayşe denen zilli ortaya çıkıp ben Ali'den değil Hakan'dan hamile kaldım, kocamı da Hakan öldürttü dese ya?

ALİ BEY: Ayşe isterse der elbette ama tıpkı karım gibi o da aylardır yüzüme çıkmıyor. Eminim Hakan'la aralarında bayağı yüklü bir pazarlık geçmiştir ve iyi bir sus payı almıştır, benim bildiğim Ayşe. Koca da sizlere ömür kadın parayı alıp ezer geçer valla. Hakan adamı ortadan kaldırarak hem bana ve adama yapacağı ödemelerden kurtuldu, hem öldürülme tehlikesini bertaraf etti, hem de beni içeriye tıktırdı, hem de Ayşe'ye özgürlüğünü verdi. Bunların hepsini Savcı Bey' e anlattım ama "belgesini getir kanıtla" diyor başka bir şey demiyor.

YAŞLI MAHPUS: Durumun kötü görünüyor evlat. 20 yıla çekerlerse dua et. Yoksa müebbet yersin sen bu gidişle. Ama merak etme seeeen, çabuk gelir geçer yıllar burada.

ALİ BEY: (şaşkın ve çaresiz bir şekilde Hasan Amca'ya bakar) Amca ne diyosun sen ya nası merak etmeyeyim, yirmi yıl diyorsun, merak etme diyorsun.

(Perde kapanırken fonda Ferdi Tayfur çalıyor:

  • "Bakışların bana biraz cesaret versin

Korkuyorum sana aşktan söz etmeye ben

Bir sevdiğin varsa söyle ne olur söyle söyle

Giderim bu diyardan merak etme sen, merak etme sen

Toprak olur taş olurum, yolunda yoldaş olurum İstersen gardaş olurum merak etme sen, merak etme sen.)

HARAMİ ALİ BEY İÇİN SORULAR

  • Sizce ahlaki karar verme açısından Ayşe Hanım ve Ali Bey hangi kuram ya da kuramların içinde değerlendirilebilir?

  • Siz Ali Bey’in yerinde olsaydınız sorunlara ne gibi ahlaki çözüm yolları önerirdiniz?


37



Download this book for your ebook reader.
(Pages 1-23 show above.)